13 Ekim 2017 Cuma

Karacaoğlan Şiirinde Sapmalar

Yıldız Yenen Avcı - Karacaoğlan Şiirinde Sapmalar

Her bir halk şairi, kendi perspektifi nispetinde yaşadığı dönemi şiirine taşır.
Karacaoğlan’ın yaşadığı 16. Yüzyıl, Türklerin gerek kültür gerekse siyaset alanında tüm dünyada lider oldukları bir dönemdir. Türkçe edebiyat 16. Yüzyılda Arapça ve Farsçanın yoğun tesiri altındadır. İşlenen konular bakımından ise sevgiliye yazılan gazeller ve devlet adamlarına övgü içeren metinler çoğunluktadır.
Karacaoğlan’ın şiiri de benzer konulara yer verir; sevgiliye yazılmış şiirler onda pek çoktur. Karacaoğlan dil bakımından da zengindir. Anadolu’nun değişik bölgelerini gezmiş olması, farklı ağızlar ve kültürleri tanımış olması bu bakımdan ona katkı sağlamıştır.

Biçimbilimsel Sapmalar:
Karacaoğlan’ın; şiirlerinde uyak kaygısından dolayı bazı ekleri düşürdüğü veya yanlış ek kullanımına yer verdiği görülür. Şair, ölçü bütünlüğünü sağlamak için yükleme halini düşürür. “Burmayı” sözcüğü yerine “Burma” sözcüğünü kullanır:
“Gümüş yüzükleri takmış parmağa,
Altun burma beyaz kola uydurmuş”
Şiirlerde yönelme hal ekinin ve tamlayan ekinin düşürüldüğü de görülür:
“Şahanım var, bazlarım var.
Tel alışkın sazlarım var.”
“Dilberim sevmezse beni,
Ben onu sevdiğim yeter.”
İyelik ekinin de şiirsel kaygılardan dolayı düşürüldüğü görülür:
“Gidip şu güzelin ilin gezmeli
Kalem alıp kaşın gözün yazmalı”
Şiirlerde dikkat çeken bir diğer nokta ise; şairin, kimi kez isim durum eklerini birbirinin yerine kullanmasıdır.
“Diyâr-ı gurbetin sonsuz mihneti,
Şu benim yârime göresim geldi.”
Geniş zamanın 2. ve 3. Kişi çekimlerinde olumsuzluk eki ile birlikte kullanılan “-z” ekini düşürür. Fakat bu yaygın olarak işitilen yöresel bir kullanımdır.
“Kız da der ki: Sarı yıldız doğma mı?
Doğup doğup orta yere gelme mi?
Bir gecem de bin gecene değme mi?”
Şimdiki zaman eki geniş ünlü ile biten bir sözcüğe getirildiği zaman daralma olayına neden olur. Söyleyiş güzelliğini yakalama adına şairin; yer yer bu kurala bağlı kalmadığı görülür:
“Saçları topukla eyleyor cengi,”
Hezâran çubuğa benziyor boyu,”
Gelecek zaman eki olan “-ecek” ekinin, farklı kullanımları göze çarpar:
“Karaca’Oğlan der ki: Terkin vericek,
Ötüşür bülbüller, gonca gülicek.
Ben burada, yâr orda, böyle kalıcak,”
Şair, istek kipinin birinci kişi çekiminde hem kurala uygun olana hem de yöresel nitelik taşıyan formuna yer verir:

“Murâdıma ermeyeyim,
Hak didârın görmeyeyim,”
“Arab atım mı var benim, eğlenem?
Ya şahanım mı var, salam, avlanam?”
Ölünce sevmezsem seni.”

Karacaoğlan, “ile” sözcüğünü “-nen”, “ilen”, “le” , “ile” gibi farklı şekillerde kullanır:
“Elleri koynunda gezen yiğidi,
Yiğit mağrur gezmeyinen beğ olmaz”

Sözcüksel Sapmalar
“Erciyes” sözcüğünü “Erciyas” şeklinde; vakit sözcüğünü ise “vakt”, “vaht” şeklinde kullanarak farklı kullanımlara yönelir:
“Erciyas ulunuz, pirin var dağlar”
“Vaktlı vaktsiz akmak olmaz”

Karacaoğlan’ın kimi şiirlerinde “mezar” sözcüğünün, uyak kaygısından dolayı “mezer” şeklinde kullanıldığı görülür:
Karaca’Oğlan der ki: Ezelden ezel,
Duruldu suyum da, kazıldı mezer. (…)

Şair; kimi zaman da “gelmeye” sözcüğünü “gelmekliğe” biçiminde kullanır:
“Gelmekliğe karar verdim
Sözüm oldu yalan şimdi.”

Anlambilimsel Sapmalar
“Nasıl, niçin, nereden” zarfları yerine “ neden” sözcüğüne yer verir:
“Baharın geldiğin neden bilelim?
Bir gül bitmiş, yapracığı düzgündür.”
Şiir dilindeki güçlükler, şiir dilinde oldukça sık kullanılan sözbilim kurguları ve dilbilim yapıları sonucunda göze çarpan olağan dil kullanımlarının dışındaki yapılardan kaynaklanır.

Sözdizimsel Sapmalar
Diğer şairler gibi, Karacaoğlan da anlatıma dinamizm ve kıvraklık veren devrik cümleleri sıklıkla kullanır.

Yöresel ağız Kullanımından Kaynaklanan Sapmalar
Şiirlerde yer alan “renk, reyhan, lazım, Rum…” gibi bazı sözcüklerin ilk hecesinde türeme olayının yaşandığı görülür.
“Çevre yanı ireyhanlı bağ olur”
“Yüzlerin portakal, irengin gülde,”
“Her sabah, her sabah salınan güzel,
Salınma karşımda, ilâzım değil.”
“Bin katar içinde bu bir türlüdür,
Urum’da ve Şam’da birdir bu gelin”

Sonuç
1. Karacaoğlan ölçü bütünlüğünü sağlamak için kimi şiirlerinde ekleri düşürmüş, kimilerinde ise bu dil öğelerini, yerinde kullanmıştır.
2. Sözcük seçimi bakımından şairin, hem özgün ifadelere, hem de morfolojisi değiştirilmiş kullanımlara yer verdiği görülür.
3. Karacaoğlan; alışılmamış bağdaşmalarla, yoğun ve derin ifadelerle şairsel gücünü sergilemeye çalışırken, yine sanatsal kaygılardan olsa gerek anlam karışıklığına ve belirsizliğine yol açan durumlardan kaçınamamıştır.
4. Şairin, bazen “tamlayan+tamlanan” ve Türkçenin cümle yapısı kuralına (Ö+T+Y) bağlı kalmadığı; fakat dizelerdeki monotonluğu yıkmak ve onların müzikalite değerini yükseltmek için farklı yapısal oluşumları tercih ettiği görülmektedir.
5. Karacaoğlan doğup büyüdüğü, gezip gördüğü yerlerin ağız kullanımlarını şiirlerine taşımakla kalmamış, onları dizenin akışına göre yeniden harmanlamıştır.
---

Folklor/Edebiyat Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 74, (s. 119-129), 2013

28 Mayıs 2017 Pazar

Lütfi Sezen - Halkbilimi Derleme Metotları

Lütfi Sezen - Halkbilimi Derleme Metotları

Giriş bölümünde folklorun (halkbilimi) tanımı yapıldıktan sonra (…) örf, âdet, gelenek, görenek, töre, anane, inanç, teamül gibi kavramlar üzerinde durulmuştur.

Birinci bölümde folklorun tarihçesi, dünyada ve Türkiye’deki folklor çalışmaları sıralanmış…

İkinci bölüm derleme metot ve tekniklerine ayrılmıştır.

Folklorun Tanımı, Konusu, Amacı ve Alanı
Folklor, toplumun ortak kültürel değerlerinden yararlanarak milli kültürün çekirdeğini oluşturmaktır.

Terimi ilk olarak William Thoms (1803-1885) Athenaum adlı dergide yayınlanan bir makalesinde kullanmıştır (12 Ağustos 1846).
Kelimenin kökeni folk  (=halk) ve lore (=bilim) sözcükleridir.

Folklorun canlı kaynağı halk hayatıdır. Doğumdan ölüme kadar bütün törenler folklorun kaynağını teşkil eder.

(Folklorun anlamı) Ülkemizde çoğu zaman sadece yerel halk oyunlarını, türkülerini ve gösterilerini kapsayan dar ve yanlış bir alana sıkıştırılmıştır.

Ülkemizde folklor alanına giren maddi kültür ürünleri etnografya adı altında ele alınmaktadır.

Konusu
Bir ülkenin bir yöre halkının gelenek görenek örf âdeti yanında tecrübe ile elde ettiği maddi ve manevi bilgileri folklorun konusunu teşkil eder.
Düğün, bayram, gebelik, ad verme, kulak delme, sünnet, kadın erkek ilişkileri, akrabalık ilişkileri, komşuluk ilişkileri, misafir ağırlama, cin, büyü, muska, türkü, masal, ninni, menkıbe, bilmece, oyun, dua-beddua, yemin, hekimlik, dans, tiyatro, yerel ağızlar ve zanaatlar folklorun kapsamı içindedir.

Amacı ve Alanı
Kültürel bir ürünün folklor sayılabilmesi için şu özellikler aranır:
a) Halka ait olmalı
b) Anonim olmalı
c) Sözlü geleneğe dayanmalı
d) Nesilden nesle geçerek yayılmış olmalı

Folklor ürünleri durağan değildir, yaşayan ve durmadan değişen, yeni ürünler doğuran bir yapıya sahiptirler.

Folklor ürünleri üç kategoride tasnif edilebilir;
a) Bilgi haline gelmiş folklorik ürünler: (atasözleri, mani, ninni, destan, masal vs.)
b) Yaşanan ürünler: (doğum, ölüm, düğün gelenekleri vs.)
c) Sanat haline gelmiş ürünler: (halk oyunları, el sanatları, türküler)

Temel Kavramlar
Sosyal normlar olarak da kabul edilen temel kavramlar üç gurupta toplanabilir:
a) Örfler
b) Âdetler
c) Sosyal alışkanlıklar

Âdet
Âdet sözcüğü Arapça kökenlidir. Alışılmış, herke tarafından uyulagelen kural manasındadır. Gündelik hayatta insan ilişkileri çoğunlukla âdetler tarafından düzenlenmektedir. Âdetlerin bazısı sürekli bazısı ise zamanla değişebilen karakterdedir. Âdetler toplumsal zemine aittirler. Kişiye özel değildirler. Bazı âdetler zaman içinde sakıncalı/zararlı sayılıp terk edilebilir.
Âdetlerin toplum tarafından benimsenen ve fiiliyata da dayanan uygulamalarına örf denir.

Anane
Arapça kökenli bir sözcüktür. Gelenek, rivayet manasındadır. Anane örf, âdet ve gelenekler aynı anlamları kapsar.

Gelenek
Kuşaktan kuşağa iletilen maddi ve manevi kültür öğelerine gelenek adı verilir.

Görenek
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü şekilde yapma alışkanlığı, alışılmış âdet manasında kullanılır. Yaptırım gücü olmayan sosyal davranış kurallarıdır.

İnanç
Bir olgu, nesne ya da varlığın gerçek kabul edilmesidir.

Moda
Taklit etmek suretiyle yayılan geçici âdetlerdir. İnsanın değişiklik, farklılık heveslerinden beslendiği için ticari amaçlarla da desteklenip pazarlama yoluyla parıltısı söndürülen geçici bir süreçtir. Yaygınlaştığı zaman büyük ölçüde terk edilen alışkanlıklardır.

Örf
Arapça kökenli bir sözcüktür. Kaynağı şeriat olmayan ancak halk tarafından alışkanlık haline getirilmiş davranış kalıplarıdır. Örfle yasa arasında sıkı bir ilişki vardır. Yasalar bir bakıma işlerliği ve uygunluğu denetlenmiş örflerdir.

Teamül
Arapça kökenli bir sözcüktür. Sözcüğün anlamı, iş, muamele, bir işin oluşu şeklinde tanımlanmaktadır.

Töre
Bir topluluğun uymakla yükümlü oldukları kuralları işaret eder. Töre sözcüğünün bağlayıcılığı kuvvetlidir, kanun ve nizam manasında da kullanılmaktadır.

Birinci Bölüm
Folklorun Tarihçesi
Yazılı en eski metinler bize folklora dair bilgiler aktarıyor; Herodot’un Tarih kitabı, Homeros’un destanları, gezi/seyahat kitapları vs.

17. yüzyıldan itibaren folklor ürünleri kayıt altına alınmağa başlandı: Charles Perrault (1628-1700) halk masallarını derleyip yayınladı. Alman Johann Gottfried Von Herder (1743-1803) halk şarkılarını derledi. Walter Scott (1772-1832) masal derlemesi yaptı ve bu edebi olarak değerlendirdi, üzerinde çalışıldı. Thomas Percy 1765’te İngiliz halk şiirlerini The Reliques of Ancient English adlı kitapta toplayıp yayınladı. Alman Grimm kardeşler masal ve efsanelerden oluşan büyük bir derleme hazırladılar. Finlandiya’da Elias Lonnrot 1836’da Kalevala adlı eserinde eski sözlü edebiyat ürünlerini bir araya getirdi.

1872’de Stockholm’de Nordiska Arkiv adında bir folklor arşivi kuruldu. 1878’de Londra’da The Folklore Society adlı bir dernek kuruldu. 1886’de Oslo’da ilk folklor kürsüsü kuruldu.

Türkiye’de Folklor Çalışmaları
Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati't-Türk’ü ve Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si halkbilimi çalışmalarında en çok istifade ettiğimiz kaynaklar arasındadır. Tanzimat sonrası dönemde Şinasi, folklora ilgi göstermiş, masal çevirileri yapmış, Durub-i Emsal-i Osmaniye adı altında atasözleri derlemesi neşretmiştir. Halk hikâyeciliğine önem veren Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserlerinde de gündelik halk yaşantısına ayrıntılarıyla yer verilmiştir.
Cumhuriyet’in ilanından sonra halkbiliminin tanımı ve yararlarına değinen isimler olmuşsa da bu erken dönemde derleme çalışması veya saha çalışması yapılmamıştır. Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi isimler folklorun fayda ve lüzumundan söz etmişlerdir.
Türk folkloru adına ilk önemli adımı atan isim ise Macar âlim Igacz Kunos olmuştur. 1884 yılında Anadolu, İstanbul ve Rumeli’ni dolaşarak derlediği notlarını 1887’den itibaren kitaplar halinde yayınladı. Verdiği konferansları 1925’te Türk Halk Edebiyatı adı altında neşretti.

Cumhuriyet’in ilanından sonra folklora yönelik ilk ciddi çalışmalar 1938-1949 yılları arasında Ankara Üniversitesi DTC Fakültesinde yapıldı. Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde pek çok bilim adamı Türk folklorunun kayıt altına alınmasına katkılar sağladı.
Doğu Anadolu bölgesi, folklor çalışmaları açısından çok zengin bir bölgedir. Burada kurulan Atatürk Üniversitesinde bu yöndeki çalışmalara önem verilmiştir. Mehmet Kaplan, Muhan Bali, Bilge Seyidoğlu, Saim Sakaoğlu, Ümay Günay gibi bilim insanları saha çalışmaları yapmış, derleme eserler neşretmişlerdir.
Toplumu aydınlar ve onların dışında kalan kitleyi de halk olarak iki kategoriye ayırırsak, aydınların kalemi genel olarak şunu söylemişlerdir; folklor halka aittir ve şehirleşmeyle birlikte bu geleneksel alışkanlıklar terk edilecektir. Ancak vakıa sadece gelenek ve alışkanlık değildir. Folklor, insanı tanımanın, anlamanın en dolaysız yoludur. Bununla birlikte, folklorun ürünleri dinamiktir, yok olmazlar, bilakis dönüşürler; halk, folkloruna ait bazı unsurları yeniden üretemeyebilir ancak onların yerine mutlaka yeni kurgular geliştirir.  

Folklorun Diğer Bilim Dallarıyla İlişkisi
Folklorun konusu insandır, dolayısıyla diğer bilim dallarından keskin şekilde sınırları ayrılamaz. Antropoloji ağırlıkla insanın fiziksel yapısıyla, etnografya maddi kültürü ile, etnoloji geçmişi ile ilgilenirken folklor bütün olarak halk hayatını inceler. Folklor ayrıca; sosyoloji, tarih, edebiyat, dilbilim, çevrebilim, demografi, mitoloji, hukuk ve tıp gibi bilimlerle de yakından ilgilidir.

Folklor ve Antropoloji
Yunanca anthropos (insan) ve logos (bilim) sözcüklerinden türetilen antropoloji insanbilimidir. Konusu, bütün olarak insan türünün yaşantısını anlamak ve açıklamaktır.

Folklor ve Etnoloji
Etnoloji genel olarak eski toplumların ürünlerini incelemektedir. Bu bakımdan folklora yakından temas etmektedir.

Folklor ve Etnografya
Etnografya bir halkın maddi kültür ürünleriyle ilgilenir. Halkın gündelik hayatını hangi maddi unsurlar aracılığıyla idame ettirdiğini tespit eder.

Folklor ve Tarih
Tarih bir toplumun geçmişini, somut gerçeklikleri tespit ederek kayda alır. Folklor tarihten bağısız kalmayarak gerçek olmayan masal, efsane gibi anlatıları da kayda alır. Tarihe kıyasla detaylarla ilgilenir.

Folklor ve Sosyoloji
Sosyoloji toplumsal yapıyı tanımlamaya ve ondaki değişimlerin karakterini belirlemeye çalışır. Toplumsal yapıların ve kurumların kökeninde o toplumun değer yargıları vardır. Toplumsal değerleri inceleyecek olursak elde edilecek verilerin hemen tümünün folklorun konusu olduğunu görürüz. Sosyoloji çalışmaları için folklorun verimleri temel kaynaklar arasındadır.

Folklor ve Halk Edebiyatı
Halk edebiyatı ürünleri sözlü olarak aktarılabilen niteliktedir (bilmece, atasözü, türkü, destan, masal vs.) ve bunların tamamı folklorun konusudur.

Folklor ve Dilbilim
Sözlü anlatı ürünleri yöresel söz ve terimlerle birbirlerinden farklılaşabilmekte, yeni anlam katmanları edinebilmektedirler. Bir halk hikâyesi Anadolu’da yöreden yöreye değişikliklere uğrayarak anlatılabilir. Bu değişiklikler, sözcüklerde ve sözcüklerin anlam kapsamlarında olabilmektedir. Bu bakımdan folklor ürünleri dilbilimciler için önemli kaynaklar sağlamaktadırlar.

Folklor ve Çevrebilim
Toprağa ve çevreye bağlı olan tüm çalışmalar çevrebilimin konusudur. İnsan, toprağa ve çevreye bağlı bir varlıktır ve dolayısıyla yapıp ettiği her şey çevrebilime konu olur. Çevrebilimin özellikle toprak işçileri, köylüler ve Yörükler gibi doğa ve çevreyle iç içe yaşayan halk kitleleriyle ilgili olan çalışmaları folklor çalışmalarıyla temas halindedir. Çevrebilim, doğal koşulların toplumsal hayat üzerindeki etkilerini incelerken folklor bu etkilerin sonuçları üzerinde durur.

Folklor ve Demografi
İnsanlar belli çevrelerde belli nedenlerden dolayı çoğalır ve belli nedenlerden dolayı o bölgeyi terk edebilir. Nüfus hareketleri ve bunun değişkenleri demografinin çalışma konusudur. Bu çalışmaların folklora şöyle bir katkısı vardır; gelenek ve göreneklerin bir kısmı doğal çevreyle direkt ilgilidir. İnsanlar belli bir bölgede yaşamaktan vaz geçip göç ettiklerinden, alışkanlıklarının tamamını yanlarına alsalar bile vardıkları yerlerde bunların hepsini tekrar edemeyebilirler. Bu bakımdan nüfus hareketlerinin folklor ürünleri üzerinde de etkisi vardır.

Folklor ve Mitoloji
Folklor ürünleri arasında yer alan dini törenler, anlatılar, inanışlar, efsaneler ve destanlar, mitoloji çalışmaları için kaynak teşkil etmektedir.

Türk Folklorunun Kayakları
Sözlü Kaynaklar: Kitle iletişim araçlarıyla tanışmamış kuşağa mensup kişiler folklorun birinci el sözlü kaynaklarıdırlar (günümüzde bu nitelikte insanlara ulaşmak pek mümkün değil). Hikâye, masal, fıkra anlatıcıları da sözlü kaynaklar olarak değerlendirilir.
Cumhuriyet öncesi döneme ait kaynaklar: Tarih boyunca birikmiş yazılı eserlerimiz folklorumuz için kayak teşkil eder. Orhun abideleri, Kutadgu Bilig, Divanü Lügati’t Türk, destan ve efsaneler, tarih kitapları, surnameler, halk şairlerinin şiirlerini kaydetmiş olan mecmua ve cönkler, Şer’i siciller, fütüvvetnameler, ferman ve fetvalar, menakıpnameler, hızırnameler, gazavatnameler, falnameler, şükûfenameler, seyahatname, mektup ve günlükler, nevsaller ve salnameler, narh defterleri, kıyafetnameler, vefeyatnameler, minyatür, gravür, tablo ve fotoğraflar, yazma arşivleri, edebi metinler, şehrengizler, zenannameler, şairnameler, baytarnameler, seyirnameler, vakayinameler ve ruznameler ve daha pek çok metin folklor için kaynak olarak kullanılmaktadır.
Müzelerde sergilere konu olan eserler de folklor için kaynaktır. Mimari unsurlar, folklor araştırmacısı için veri teşkil eder. Mutfak alışkanlıklarımız ve mezarlıklarımız da folklor için kaynak teşkil eder.

Cumhuriyet dönemine ait kaynaklar:

Kılavuz kitaplar
P. Saintyvs’in Folklor Elkitabı, yabancı ülkelerdeki folklor çalışmaları ile Türk folklorunu etraflı biçimde incelemiştir.

P. Naili Boratav’ın Türk Folkloru bu alanda yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biridir.

Hamit Zübeyir Koşay, Ankara Budun Bilgisi: Eser, Ankara’nın tarihçesinden söz edip devamında çok zengin halk edebiyatı ve folklor malzemesi aktarır.

İ. Hakkı Atay, Çepniler Balıkesir’de: Balıkesir’de yaşayan Çepnileri inceleyen eser, Çepniler özelinde yapılmış kapsamlı bir folklor incelemesidir.

Kamil Su, 17 ve 18. Yüzyıllarda Balıkesir Şehir Hayatı: Ser’i mahkeme sicillerine dayanarak yazılmış bir eserdir.

Naşit Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor: Genel olarak Tunceli’yi anlatan eserin hurafeler ve ev hayatı başlıklı bölümleri, saha çalışması yapılarak yazıldığı için değerlidir.

A. Yılmaz, Bergama’da Folklor: Eser, Bergama çevresinde yaşayan Yörüklerden alınan bilgilerle yazılmıştır.

İ. Hakkı Akay, Balıkesir Halkıyatı: Eserde Balıkesir yöresinde anlatılan atasözü, bilmece, mani ve türkülere yer verilmiştir. Eserin son bölümü yöredeki âdetleri anlatmaktadır.

Şevket Beysanoğlu, Diyarbakır Folkloru: Diyarbakır yöresinden derlenmiş 28 masala yer verilmiştir.

Bilal Aziz Yanıkoğlu, Trabzon ve Havalisinden Toplanmış Folklor Malzemesi: mani, atasözü ve bilmecelerin derlendiği eserin sonunda bölgedeki yerel coğrafi adların gösteren bir liste yer almaktadır.

Vehbi Cem Aşkun, Sivas Folkloru: iki ciltlik eserin birinci cildi Sivas’ın tarihi, sanat ve kültür hayatı anlatıp folklor konularına değinir. İkinci cilt, folklor üzerine yazarın makaleleriyle başlayıp devamında yine folklor malzemeleri anlatılıyor.

Fehim Çaylı, Ilgın Folkloru: Konya’nın Ilgın ilçesinin folklor malzemesinin derlendiği bir eserdir.

Musahipzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı: yazarın eski İstanbul yaşantısını tasvir ettiği sekiz bölümden oluşan eseridir.

Mehmet Halit Bayrı, İstanbul Folkloru: eser, şehir, edebiyat, sağlık ve din folkloru başlıklarını taşımaktadır.

Sait Uğur, İçel Folkloru: İki ciltlik eserin ilk cildi sırasıyla İçel’in fıkra, türkü, mani, destan, atasözü ve bilmecelerine yer verir. İkinci ciltte toplum hayatındaki âdetler, çevre, eşya, tabiat olayları, dini alışkanlıklar ve halk hekimliğinden söz edilir.

H. Tahsin Okutan, Şebinkarahisar ve Civarı: Bölgenin tarihini anlatarak başlayan eserin son bölümü folklor malzemelerine yer verir.

Fazıl Yenisey, Bursa Folkloru: Konu bütünlüğü olmayan eser, farklı tarihlerde yayınlanmış makaleler derlemesidir. Eserde Bursa yöresinin folklor malzemesini bulmak mümkündür.

Kemal Özer, Tarihte Balıkesir: Dört bölümden oluşan eserin ikinci bölümü folklora aittir. Kitabın sonunda yöre ağzıyla ilgili bir sözlük eklenmiştir.

Ferruh Arsuner, Gaziantep Folkloru: Derleme yapılan kaynak kişilerin isimlerine de yer verilen eserde bölgenin folklor malzemesi verilmiştir.

İshak Sunguroğlu, Harput Yollarında: Dört ciltlik eserin kapsamlı şekilde Harput’u anlatır. Üç ve dördüncü ciltler folklor ürünlerine aittir.

Bilge Seyitoğlu, Erzurum Halk Masalları Üzerine Araştırma: Birinci bölümde Türk masalları üzerine yapılan çalışmalardan söz eder. İkinci bölümde Erzurum halk masallarının özetleri verilmiştir. Üçüncü bölümde masallar motiflerine göre tasnif edilmiştir. Masalların metinleri ve açıklamalar ek bölümlerde yer almaktadır.

Muhan Bali, Halk Edebiyatına Giriş: Ders notlarından oluşan eserde derleme metotları hakkında geniş bilgiler yer alır.

Saim Sakaoğlu, Sahada Derleme Metotları: derleme hakkında bilgi verip saha çalışmasının güçlükleri ve bunlara çözüm önerileri anlatılır.

Metin Karadağ, Halkbilimine Giriş: Halkbiliminin ayrıntılı bir tanımı yapılan eserde derleme konusuna iki bölüm ayrılmıştır.

Nail Tan, Folklor: folklorun tanımı, tarihçesi, Türk folklorunun kaynakları, folklor araştırma metotları, önemli eserler ve folklordan nasıl istifade edileceği ayrı bölümler halinde anlatılır.

Göktan Ay, Folklora Giriş: Halk müziğine ağırlık veren bir eserdir.

M. Adil Özder, Artvin Folkloru: çeşitli folklor örneklerine yer verilen eserde Artvin bölgesinde yaşayan şairler hakkında bilgi ve bu şairlerin eserlerinden örneklere yer verilmiştir.

Selahattin Tufan, Eskişehir Folkloru: Eskişehir ahalisinin yaşantısına dair bilgilere yer verilen eser ağırlıkla halk edebiyatı ürünlerine yer verir.

Zeki Başar, İçtimai Âdetlerimiz, İnançlarımız ve Erzurum’da Ziyaret Yerleri: Eserin ilk bölümü bölgenin âdetlerinden, ikinci bölümü ziyaret edilecek yerlerden söz eder.

Zeki Başar, Erzurum’da Tıbbî ve Mistik Folklor Araştırmaları: ayrı bölümler halinde evlenme, doğum, mistik folklor, ananeler ve ölümle ilgili âdetlerden söz eder. Eserin son bölümünde Kazakların tıbbî folkloru ve bizim folklorumuz arasındaki benzerliklerden söz eder.

İsmail Hakkı Acar, Zara Folkloru: Yerel halk oyunları, yemekler, atasözleri, maniler, halk şairleri ve ziyaret yerlerinden söz edilir.

Sedat Veysi Örnek, Türk Halk Bilimi: birinci bölümde halkbiliminin tanımı, ikinci bölümde halkbiliminin temel kavramları, üçüncü bölümde halkbilim araştırma konularından doğum, evlenme ve ölüm merasimleri hakkında yaygın ve tipik unsurlar açıklanmaktadır.

Sebahattin Bulut, Damla Damla Erzurum: Erzurum’un tarihi ve kültüründen söz eden eserde yöre folkloruna dair bilgilere de yer verilmiştir.

Lütfi Sezen, Erzurum Şehir Folkloru: birinci bölümde Erzurum’un tarihi ve sosyal yapısı, ikinci bölümde doğum, gençlik, evlenme, ölüm âdetleri verilmiş, üçüncü bölümde halk hayatının çeşitli yönleri anlatılmış, dördüncü bölümde halk dili ve halk edebiyatı hakkında bilgiler verilmiştir.

Folklor Ansiklopedileri
Başlangıçtan Bugüne On Bin Türk Motifi Ansiklopedisi, TES, Mayıs 1983-Ağustos 1984, Toplam 9 fasikül.
Eski Eserler Ansiklopedisi, Nurettin Rüştü Büngül, 1994
Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi, M. Fuat Köprülü, 1935, Sadece 1 fasikülü yayınlanmıştır.
İçerisinde halkbilimiyle ilgili kısmen bilgi bulunan çok sayıda kaynak yayın mevcuttur.

İkinci Bölüm
Derleme Metot ve Teknikleri
Derleme Nedir Nasıl Yapılır?
Derlemeler folklor çalışmalarının hazinesidir. Yaşayanların olayları unutmaları doğaldır. Bir kişinin hatırladıkları olayın bütünün açıklamak için yeterli değildir. Bu nedenle aynı vakıa için birden fazla kişiyle görüşmek gereklidir.
Derleme faaliyetinin en güç kısmı derleyenle ilgili olanıdır; derleyici konuya hakim ve görüştüğü kişiye güven veren biri olmalıdır, aksi halde verimli olamaz.
Anlatıcı kişi, yöresel bir olayı yabancıya anlatmak istemeyebilir. Derlemelerde bu da çok sık yaşanan bir sorundur. Malzeme verenin güveni kazanmak bu nedenle çok önemlidir.
Derlemeyi yapacak olan kişi, soracağı soruları belirlemiş olmalıdır. Görüşme içerisinde, olay akışına göre yeni sorular sorabilir.

Derleme konusu hakkında gerekli bilgiye sahip olan derleyicinin aynı zamanda iyi bir gözlemci olması gereklidir.

Derleme Metotları
Alan Araştırması Metodu
Derleyici sahaya çıkmadan önce ön hazırlık yapmalıdır.
Konuyla ilgili eserleri okumalıdır.
Folklorla ilgili kitap ve dergiler öncelikli kaynaklar olarak incelenmelidir.
Eski eserlerle ilgili yerel kaynaklar incelenmelidir.
Turistik rehberler, ziyaret yerleri hakkında bilgi verecektir.
Seyahat hatıraları, istatistik içeren kaynaklar.
Bölgedeki tarihi eserler incelenmelidir.
Yerel ağızla ilgili sözlük taramaları yapılmalıdır.

Derleyiciyle temas: Derleme yapılacak olan bölgede daha önce derleme çalışması yapmış olan kişilerle görüşülmelidir.

Bölge hakkında bilgi sahibi olan kişilerle tanışmak (muhtar, imam, öğretmen) önemlidir.

Bölgede yapılmış görsel kayıtlar (film, belgesel vs.) incelenirse, âdetler ve yöre ağzı hakkında bilgi edinmek mümkün olur.

Derlemeyi yapacak olanın teçhizat eksiği olmamalı.

Araştırma teknikleri
1)    Gözlem tekniği
Araştırmacının toplumun içine karışması, onlarla birlikte yaşaması sağlıklı bilgi toplamasına yardımcı olur. Olayı seyretmek yerine olaya katılan derleyici, anlatılanlarda eksik kalmış birçok ayrıntıyı tespit edebilir.
Derleyici alanına giren her şeyi gözlemlemelidir: Fiziki durum, sosyal durum, katılanların birbirleriyle olan ilişkileri, takdim konuşmaları, olayın süresi, temsil edilen duygular…

2)    Mülakat
Sorular açık ve net olmalıdır. Sorulara verilen her cevap her zaman doğru olmaz, insanlar gerçeği diledikleri gibi sunmaya meyyaldirler. Mülakat, gözlemlenen olayın tasdikini (ve de bunun tersi) sağlar.
Derleyicinin bilgi almak istediği konu hakkında önce kendi bildiklerini anlatması, karşısındaki kişiyi konuşturmaya yardımcı olur.
Mülakatım zamanı çok önemlidir, yaz ayları derleyici için uygun ise de kaynak kişiler için iş zamanıdır ve konuşmak istemeyebilirler.
Derlemedeki en sağlıklı yol, anlatılana hiçbir şey katmadan kayıt etmektir.
Görüşme sırasında tenkit ve eleştiri yapılmamalıdır.
Sorular sohbet sırasında sorulmalı, anlatıcı cevaba zorlanmamalı, soru yağmuruna tutulmamalıdır.

3)    Anket
Belirli konularda çok özel bilgiler toplamaya yarar. Hazırlanması ve uygulanması zordur.
Örnek anket soruları
Yerle ilgili sorular:
Yerin adı, bu adın veriliş nedeni nedir?
Coğrafi özellikleri nelerdir?
Tarihi özellikleri, değerleri nelerdir?
Eğitim durumu nedir?

Halk edebiyatıyla ilgili sorular:
Yenidoğana hangi adlar veriliyor, veriliş nedenleri nelerdir?
Ad verilirken ne gibi bir uygulama/merasim yapılıyor?
Yörede kullanılan lakaplar nelerdir?
Hayvanlara verilen adlar nelerdir?
Bitkilerin adları nelerdir?
Yer adları nelerdir?
İşyeri ve konutların adları nelerdir?
Mesleki ağız ve argo hakkında bilgiler
Mesleklerin yöredeki adları nelerdir?
Yörede kullanılan argo kelimeler nelerdir?
Eşler birbirlerini hangi adlarla çağırıyor?
Çocuklar ve büyükleri arasındaki hitap nasıldır?
Akrabalar arası hitap nasıldır?
Cinsiyetler arası hitap nasıldır?

Dualar-Beddualar, Yeminler:
Hangi sözcüklerle iyi dilekler iletilir?
Hangi durumlarda dua sözcükleri kullanılır?
Beddua sözcükleri nelerdir?
Hangi durumlarda yemin ediliyor?
Kuvvetli ve zayıf yemin sözcükleri hangileridir?
Yemini bozana ne yapılır?

Selamlaşmalar:
Selam sözleri nelerdir?
Selam ve zaman kime verilir?
Cinsiyetler arası selamlaşma nasıldır?
Meslektaşların yardımlaşma biçimleri nelerdir?
Genel olarak yardımlaşma biçimleri nelerdir?
Yardıma muhtaçlara yaklaşım nasıldır?
Akrabalık ilişkileri nasıldır?
Komşuluk ilişkileri nasıldır?

Atasözleri-Deyimler
Kimlerden nasıl öğreniliyor?
Anlamları nelerdir?

Bilmeceler
Ne zaman kime kim tarafından sorulur?
Nasıl öğrenilirler?
Yanlış cevap verene ne ceza verilir?

Masallar
Hangi masallar anlatılıyor?
Masallar kimlerden öğreniliyor?
Kimler kime anlatıyor
Masalcıları var mı?

Efsaneler
Dünyanın yaradılışı, canlıların varoluşu ile ilgili hangi efsaneler anlatılıyor?
Tarihi olay ve kişilerle ilgili hangi efsaneler anlatılıyor?
Din ve din büyükleriyle ile ilgili hangi efsaneler anlatılıyor?
Olağanüstü kişi ve olaylarla ilgili hangi efsaneler anlatılıyor?
Yer adlarıyla ilgili hangi efsaneler anlatılıyor?
Efsaneleri kimler, ne zaman ve nerede anlatıyor?
Nasıl öğreniliyorlar?

Halk hikâyeleri
Hangi hikâyeler anlatılıyor?
Kimler anlatıyor?
Nasıl öğreniliyorlar?
Ne zaman, nerede, kimlere hikâye anlatılıyor?
Hikâyeci taklit yapıyor mu, mendil sopa kullanıyor mu?
Manzum hikâye anlatılıyor mu?

Fıkralar
Bilinen fıkracılardan fıkralar anlatılıyor mu?
Hangi fıkralar anlatılıyor?
Yabancılarla ilgili hangi fıkralar anlatılıyor?
Mesleklerle ilgili hangi fıkralar anlatılıyor?
Müstehcen fıkralar anlatılıyor mu?
Fıkralar ne zaman, nerede, kimlerden öğreniliyor, anlatılıyor?

Maniler
Karşılıklı mani söyleyenler var mı?
Nasıl öğreniliyorlar?
İş yaparken hangi maniler söyleniyor?
Satıcılar hangi manileri söylüyor?

Ağıtlar
Felaketler karşısında ne gibi ağıtlar, destanlar söyleniyor?
Destancılar kimlerdir?

Ninniler
Hangi ninniler söyleniyor?
Nasıl öğreniliyorlar?

Türküler
Hangi türküler söyleniyor?
Nasıl öğreniliyorlar?
Hangilerinin şairi bellidir?
Türkü yakma nasıl oluyor?
Hangi çalgılar eşliğinde türkü söyleniyor?
Düğün türküleri hangileridir?
Türkülerin hikâyeleri var mı?

Âşık edebiyatı
Yörenin âşıkları kimlerdir?
Bu âşıklar hangi olaydan sonra dilleri çözülmüştür, mahlaslarına nasıl kavuşmuşlardır?
Halk şairlerinin ustaları var mı, varsa kimlerdir bunlar?
Çalgısız söyleyenler ezgilerini nasıl buluyorlar?
Âşıklar irticalen mi söylüyorlar?
Şairlerin hikâyeleri var mı?
Yörece cönk, mecmua var mı?
Şairler şiirlerine ne ad veriyorlar?
Şair atışmaları yaşanıyor mu?

Halk tiyatrosu
Yörede karagözcü var mı?
Karagözü kimden öğrenmişler, çırakları var mı?
Hangi oyunları temsil ediyorlar?
Nerede temsil veriyor, seyircileri kimler?
Kullandığı malzemeler nelerdir?
Ortaoyunu ile tecrübe var mı yörede?
Hangi tipler beğeniliyor?
Yörede kukla sanatçısı var mı?
Kuklalara hangi adlar veriliyor?
Yörede meddah var mı?
Hangi hikâyeleri anlatıyorlar?
Hikâye anlatılırken kullanılan malzeme nelerdir?
Yörede seyirlik oyun oynanıyor mu?
Oyunların konuları nelerdir?
Oynayanlar kimlerdir?
Roller nasıl dağıtılıyor?
Dekor, kostüm olarak neler kullanılıyor?
Oyunlarda müzik kullanılıyor mu?
Oyunun mekânı neresidir?
Kadınların kendi aralarında oynadıkları oyunlar nelerdir?
Oyunlar kimlerden nasıl öğreniliyor?
Oyunun sonunda oyunculara armağan veriliyor mu?

Bayram ve törenler
Hangi bayramlar kutlanıyor?
Bayram öncesi ne gibi hazırlıklar yapılıyor?
Bayramlaşma merasimi nasıldır?
Bayramlarda hediye kimlere veriliyor?
Kurban nasıl kesilir?
Kimler kurban keser?
Kurban eti nasıl dağıtılır?
Mezarlık ziyaretleri nasıl yapılır?
Kandiller kaç adettir, adları ve sebepleri nedir?
Kandil gelenekleri nelerdir?
Ramazan gelenekleri nelerdir?
Nevruzlar ilgili âdetleri var mıdır?
Hıdrellez âdetleri var mı?
Milli bayramlar nasıl kutlanıyor?
Asker uğurlaması nasıl yapılıyor?
Hacca giden nasıl uğurlanıyor, dönen nasıl karşılanıyor?
Okula başlama ve bitirme ile ilgili tören var mı?
Mesleğe başlama ile ilgili âdetler nelerdir?

Geçiş dönemleri
Çocuk sahibi olmak isteyen neler yapar?
Çocuk sahibi olmak istemeyen neler yapar?
Çocuğun cinsiyeti nasıl tayin edilir?
Erkek çocuk isteyen neler yapar?
Doğum öncesi hazırlıklar nelerdir?
Doğum sonrası uygulamalar nelerdir?
Çocuğu yaşamayanlar neler yapar?
Çocuğu görmeye gidenler neler yapar?
Albastı inançları nelerdir?
Kırkbastı inançları nelerdir?
Kırklama nasıl yapılır?
Çocuğun beslenmesi nasıl yapılır?
Çocuk kaç yaşında, hangi mevsimde sünnet edilir?
Sünnet hazırlıkları nasıldır, kimler davet edilir, merasimi nasıl gerçekleşir?
Evlenecek olanlarda hangi özellikler aranır?
Bekarlara ne ad verilir?
Kısmet açmak için ne yapılır?
Gençler evlenme isteğini nasıl belli eder?
Kız arama ve isteme nasıl gerçekleşir?
Kız kaçırma nasıl olmaktadır?
Nişan merasimleri nedir?
Düğün merasimleri nedir?
Nikâh nasıl gerçekleşmektedir?
Düğün ertesi neler yapılır?
Dul kadın ve erkeklerin evlenmeleri nasıl gerçekleşir?
Ölümün belirtileri nelerdir?
Ölü gömülmeye nasıl hazırlanır?
Cenaze merasimi nasıl gerçekleşir?
Taziye ziyaretleri nasıl gerçekleşir?
Yas gelenekleri nelerdir?
Ölünün ruhuyla ilgili inançları nelerdir?
Mezarlıklarla ilgili inanmalar nelerdir?
Ölülerle ilgili inanmalar nelerdir?

Örnek Olay Metodu
Gözlem ve görüşme tekniklerinin birlikte kullanıldığı bir metottur. Daha çok geleneklerle ilgili araştırmalarda kullanılır. Araştırmacının incelenen konuya (düğün, cenaze vs.) doğrudan katılımıyla gerçekleşir.

Yazılı Kaynakları Tarama
Alandan getirilen ve yazılı kaynaklardan derlenen bilgiler tarihi, coğrafi, sosyolojik, psikolojik gibi çeşitli yöntemlerle değerlendirmeye alınır. Örneğin karşılaştırma metodu, folklor ürünleri arasındaki benzerlikleri tespit eder. Araştırmacı, hedeflediği sonuçlar için en doğru olan çalışma metodunu belirledikten kaynak taraması yapmalıdır. Aksi halde yapılan çalışmalar verimli olmaz.

Derleme Teknikleri
Araştırma Konusunun Tespiti
İlmi Araştırma
a) meselenin oraya konuluşu, tespiti: Niçin yapıldığı belirlenmeden yapılan bir çalışma düzensiz, eksik ve hatalı olur.
b) meselenin tahlili, meseleyle ilgili mahsullerin tespiti: çalışmayla ilgili planlamanın dikkatlice yapılması, hem işi hem de sonuç almayı kolaylaştırır.
c) mahsullerin derlenmesi, d) elde edilen verilerin sunulması, e) verilerin yorumlanması, hipotezler kurulması.

---
Atatürk Üniversitesi Yayını

Erzurum, 1995